MENÜ ☰
I Siverek Gazeteleri I Feyzi Donan 0507 233 34 47 I Siverek Haber I » Ekonomi, Manşet, SİVEREK SON DAKİKA HABER » YANLIŞ EĞİTİM SİSTEMİ MESLEK ERBAPLARINI ÇIRAKSIZ BIRAKTI
YANLIŞ EĞİTİM SİSTEMİ MESLEK ERBAPLARINI ÇIRAKSIZ BIRAKTI
YANLIŞ EĞİTİM SİSTEMİ  MESLEK ERBAPLARINI ÇIRAKSIZ BIRAKTI

Şanlıurfa bölgesinde bir zamanlar altın bilezik olarak değerlendirilen meslekler meslek ustaları çırak bulamadıklarını en büyük nedeninin uygulanan yanlış eğitim politikasından kaynakladığını belirtiyorlar. Meslek odaları Başkanları: 8 yıllık eğitim sistemi çıralık ve kalfalık sistemini bitirdiğinde dikkat çekerek geleceğin meslek ustalarının yetişmesi için bu yanlıştan vazgeçilmesi gerektiğine dikkat çektiler.

8 yıllık eğitiminin büyük mağduriyetlere neden olduğunu vurgulayan Siverek Madeni Eşya Esnaf ve Sanatkârlar Odası Başkanı Hacı İnan, “Öncelikle toplumun yarası olan böyle bir olaya değindiğiniz için sizlere teşekkür ediyorum.  Gerçekten Türkiye Cumhuriyeti’nde bir yasa çıkarılacağı zaman alt tabana danışmadan, fikirleri de alınmadan, yasa çıkarıyorlar. Çıkarılan yasanın memlekete 5 yıl, 10 yıl sonra ne zarar vereceğini düşünmüyorlar. Bu işler oldubitti ile olmaz. Sanayi esnafı olarak birebir bu işin içindeyiz. Birebir bu işin mağduriyetini yaşayanlardan biriyim. Ben 4 yıl çıraklık, 4 yıl kalfalık yaptım.  8 yıl sonra usta oldum. Usta olduğum dönemde de 13 eleman yanımda çalışıyordu.  Bu 13 elemandan ölenler de oldu bugün 10 eleman sanayide çalışıyor.” ifadelerini kullandı.

“Sağlık kolejini kazandığım halde oto tamirciliğini tercih ettim”

8 yıllık zorunlu eğitimden önce okumaya merakı olmayan çocukların, aileleri tarafından meslek öğrenmeleri için bir ustanın yanına verildiğini belirten İnan, “Bugün sanayide dizel oto tamircileri varsa bizim yetiştirdiğimiz nesildir. Bizden sonra nesil yetişmedi. Neden yetişmedi? 8 yıllık zorunlu eğitimi bize dayattılar. 8 yıllık zorunlu eğitimden önce aile çocuğunu ilkokula gönderiyordu. Çocuğun okumaya merakı yoksa öğretmen öğrencinin velisini okula çağırarak,  ‘Sayın velim senin bu çocuğun okumaya elverişli değil.’ Bu işin bir ayıbı yoktu. Adam vardır futbol oynamak, saz çalmak ister. Ben sağlık kolejini kazandığım halde içimde sanayi ustası olmak arzusu olduğu için ve elbisesi yağlı bir usta hayalim olduğu için sanayide oto tamircisi oldum ve meslekte başarılı oldum. Çocuk, 5 yıl ilkokul okuduktan sonra okumaya elverişli değilse ailesi onu bir marangoz ustasına veya bir tamirci ustasına verirdi. O çocuk orada yetişir beni gibi çıraklık yapar, usta olur, hem memleketine vergisini öder hem de iş istihdamı sağlardı.” şeklinde konuştu.

“8 yıllık zorunlu eğitimle 20 yıl okuyan gençlerimizi heba ettik”

Yanlış eğitim sistemi yüzünden gençlerin işsiz kaldığına değinen İnan, “8 yıllık eğitimle birlikte çocuk 7 yaşından sonra ilkokul, ortaokul, lise ve 2 yıllık üniversite okuyunca yaşı 19 oluyor. Siz 19 yaşındaki çocuğa iş bir iş yaptıramazsınız. Biz bu çocukları kaybediyoruz. Bugün üniversite bitirmiş öğrencilerimiz var boşta geziyorlar. Bu gençlerin önceden bir mesleği olmuş olsaydı kendi işlerini yaparlardı. Ben bunu şuna benzetiyorum. Bir aile ve bir Devlet benim için fark etmez. Bir ailede 4 kardeş olduğunu düşünün. Bu 4 kardeşten biri oto tamircisi, biri terzi, biri marangoz ve bir kardeş de okul okuyor. Herkes de evine ekmek götürüyor. Ama şimdi bakıyoruz ki 4 çocuk da okumaya çalışıyor. Dört çocukta okul okuduktan sonra bunun KPSS’si ve yerleştirmesi var. Her hangi bir işe yerleşemeyince ne olacak ailede 4 işsiz olacak. Bir ailede 4 kişi işsiz olduğu zaman o evde huzur olmaz. Kim ne derse desin sıkıntılarımız var. 8 yıllık zorunlu eğitimle 20 yıllık gençlerimizi heba ettik.” dedi.

“Herkes okuyacak diye bir kaide yoktur”

8 yıllık zorunlu eğitimin yol açtığı tahribatları anlatmaya devam eden İnan, “8 yıllık eğitim çıkmadan önce çocuk usta ve ailenin kontrolündeydi. Çocukları ‘eti senin kemiği benim’ tabiri ile çocuklar ustaya teslim edilirdi. Ama şimdi bu 19 yaşındaki çocuğu ne usta ne de hoca eğitebilir. Ağaç yaşken eğilir. 8 yıllık eğitim devletin sırtında kamburdur. Herkes okuyacak diye bir kaide yoktur. Bazıları diyor ki ‘her üniversite mezunun iş sahibi olması ile ilgili bir kaide de yok.’ Bu fikre karşıyım. Biz mağdur aileleriz. Biz bir Çukurova gibi dönümlerle arazimiz yoktur. ‘Benim çocuğum okusun, bir ziraat mühendisi olsun, sadece benim tarlalarıma baksın’ Biz fakir bölgelerde yaşıyoruz.” diye konuştu.

“Bölgede otomotiv lisesi ya da 2 yıllık otomotiv yüksekokulu kurulmalıdır”

Acilen bölgede gençlere yönelik yatırımlar yapılması gerektiğini ifade eden İnan, “8 yıllık zorunlu eğitim çıktıktan sonra çocuk okula gitti ve altıncı sınıfta okulu bıraktı. Sanayiye geliyor, çıraklık okuluna kayıt yaptırmak istiyor belgesi yok. Bu da ayrı bir sıkıntı… Çocuk 8 yıllık eğitimi bitiremiyor. Bu çocuğun diploması da yok. Çıraklık Eğitim Merkezi’de bu çocuğu almıyor. Peki, bu çocuk ne olacak?  Bu çocuk bir dükkân açmak istediği zaman ustalık belgesi isteniyor. Onun için acilen devletin, büyük iş adamlarının, holdinglerin, otomotiv sektörlerinin bu bölgeye el atması lazım. En azından bölgede otomotiv lisesi ya da 2 yıllık otomotiv yüksek okulu kurulmalıdır. Bu çocuk hem diplomalı olsun hem de sanayide alt eğitimde yetişsin.” şeklinde konuştu.

“Ailemiz sırf meslek öğrenelim diye bizleri ustaya yollardı”

Ustaların yanında çalışan çıraklara kötü davrandığı ve çalışmalarının karşılığını vermediği iddiaları ile ilgili konuşan İnan, “Gerçekten ailelerimiz mağdur durumdalar. Bizim çalıştığımız dönemde haftada 150 lira aldırdık belki babamız 500 lira cebimize para koyardı.  Babamızın o gücü vardı. Ailemiz sırf meslek öğrenelim diye bizleri ustaya yollardı. Atölyede bir anahtar kaybettiğimiz zaman ustalarımız keyfi olarak ellerimizi 2 saat mengeneye bağlardı. O şekilde kalırdık ses çıkarmazdık. Biz bu durumu evde de anlatamazdık. Anlattığım zaman ev bizi bir daha işe göndermezdi. Bir insan bir şeyi yapmayı kafasına koyarsa ne parasına ne de dayağına bakar. Ben o ailelere hak veriyorum. Belki çocukları haftalık az kazanıyorlar ama şunu da bilmemiz gerekiyor, ustalar da kazanmıyor. Ben kardeşlerim hariç 13 işçi çalıştırıyordum. Maşallah kazanıyorduk, dükkânımın kirasını bir ayda çıkarıyordum.  Şimdiki ustalar kazanamıyorlar.” diye konuştu.

“Hiçbir usta yanında çalışanların mağdur olmasını istemez”

Bugün burada büyük otomotiv sektörleri kurulursa nereden bakarsan 200 tane eleman çalışırdı. Gençlerimiz o zaman orada sigortalı çalışır, asgari ücret alırlardı. Gençlerimiz ailelerine yük olmazdı. Şimdi maalesef alacakları para sabun parası değildir. Zaman değişiyor bununla ilgili ne yapılabilir; bizim bu dükkânları açık tutmamız lazım. Bu atölyeleri açık tuttuğumuz zaman ustalar kazanacak ve çalışanlarına para vereceklerdir. Hiçbir usta yanında çalışan bir insanın mağdur olmasını istemez. Eskiden sanayi şehir merkezindeydi şimdi ise 7 kilometre şehrin dışına taşınmış. Oraya gidiş geliş günlük 10 liraya mal oluyor. Haftada bu 60 liraya tekabül ediyor.” ifadelerini kullandı.

“Bölgemize teşvik olarak yetkili servislerin gelmesi gerekir”

Ailelerin, çocuklarını ustaya yollarken para kazanmalarını değil de meslek sahibi olmalarını düşünmelerini tavsiye eden İnan, “Sivereklilerin bir tabiri vardır: ‘Bundan 20 sene önce bir kişi çalışır, 10 kişi yerdi.’ Çukurova gittiğin zaman ailenin hepsi çalışırdı. Siverek’te baba çalışır 8 çocuğu yerdi. Maalesef biz de o duruma düştük. Bu sebeple haftalıkla çalışan çocuğumuzdan ümit bekliyoruz. Aile bu haftalığa muhtaç oldu. Bizi bu duruma getirenler düşünsün. Bu bölgemize teşvik olarak yetkili servislerin gelmesi gerekir. Geldiği zaman bir nebzede olsa bu sorunlar düzelir.” şeklinde konuştu.

“Kimin eli anahtar tutuyorsa hemen dükkân açıyor”

Günümüzde bazı kişilerin tam olarak yetişmeden tamirci atölyesi açtığını vurgulayan İnan, “Eskiden usta takım elbise ile dükkâna gelir, işçiler çalışırdı. Ben motor monta ederdim, diğeri şanzıman monta ederdi. Şimdi ise kimin eli anahtar tutuyorsa hemen dükkân açıyor. Ben iki eleman yanımda çalıştırdım. Dükkânı mı yarı yarıya verdim. Yine bazıları şöyle diyordu: ‘Hacı İnan kravat takıyor, geziyor, sizde çalışıyorsunuz.’ Tamam, çalışıyorlar da ben onların başkanlıklarını yapıyorum, oraya buraya koşturuyorum, sırf bu dükkân açık olsun diye… 5 çocuğum var. Biz 7 kişilik bir aileyiz. Ben ekmeğimi ikiye bölmüşüm. Yine de bırakmadılar. Hâlbuki ben onların gençliğinden, onlarda benim tecrübelerimden faydalanabilirlerdi. Elaman şöyle düşünüyor ‘7-8 bin liraya bir dükkân kiralarım, ustanın ağız kokusunu çekmem’ Durum böyle olunca biz bir yere de varamayız.” 

Galeri
📆 13 Ağustos 2020 Perşembe 17:19   ·   💬 0 yorum   👀 1.623 kez okundu   ·   Yazdır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR

GAZETELERİMİZ

19 EYLÜL 2020 CUMARTESİ (www.siverekgazeteleri.com)
18 EYLÜL 2020 CUMA (www.siverekgazeteleri.com)

SİVEREK'TE HAVA

İSTANBUL

RÖPORTAJLAR

ANKET

Sitemizi nasıl buldunuz?

Sonuçları görüntüle

Yükleniyor ... Yükleniyor ...

BAĞLANTILAR