MENÜ ☰
YETİME İYİLİKTE BULUNMAK
YETİME İYİLİKTE BULUNMAK

Hamd-ü sena âlemlerin rabbi olan Allah’a aittir. Salât ve selâm üsve-i hasene olan Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.)’e, O’nun ehl-i beytine, ashabına ve O’na tabi olanların üzerine olsun.

İnsan sosyal bir varlıktır ve toplumda meydana gelen olumlu ve olumsuz hiçbir şeye duyarsız davranamaz. İnsanın annesini veya babasını yitirmesi ve yetim veya öksüz kalması çevremizde meydana gelen bireysel sosyal bir olay olup tüm toplumu ilgilendirmektedir. Yetim ya da öksüz olanlara sahip çıkmak, onları yalnız ve yardımsız bırakmamak ve onlara kol-kanat germek toplumda yaşayan her bireyin yapması gereken insani bir sosyal duyarlılık davranışıdır.

Dinimiz İslam, Müslümanların yaşadığı toplumda meydana gelen yetimlik veya öksüzlük olayına duyarsız kalınmaması ve Allah için sosyal bir duyarlılık çerçevesinde yetimlere / öksüzlere sahip çıkılmasını ve onlara yardımcı olunmasını Müslümanlardan istemektedir. Çünkü toplumda yaşayan ve bir korumaya ve desteğe ihtiyaç duyan yetim ve öksüzler, kendisine rehberlik ve destek olunmasına göre hayatı şekil alabilecek durumda olmaktadırlar.

Sözlükte “yalnız olmak, tek başına kalmak” anlamında kullanılan yetim kelimesi, İslam fıkhına göre yetim “henüz bulûğ çağına ermemiş çocuklar” olarak ifade edilmektedir. Bir hadiste de bulûğ çağından sonra yetimliğin kalkacağı belirtilmiştir (Ebû Dâvûd Veṣâyâ, 9). Çocuğun nafakasını temin etme, haklarını koruma ve onu yetiştirmede babanın daha çok rolü bulunduğundan yetimlik özellikle babaya bağlanmıştır (Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “ytm” md.). Ancak babaları ölmüş olan çocuklara bulûğ çağına girdikten sonra da mecazen yetim denilebilir. Fakat buluğdan sonraki süreçte mecazen yetim olanların ihtiyaçları, yetim oldukları için değil, fakir ve muhtaç olmaları hasebiyle karşılanır ve onlara yardımcı olunmaya çalışılır.

Câhiliye döneminde kabileler arası savaşlarda ve yıllarca süren kan davalarında ölenler arkalarında çok sayıda yetim bırakıyordu. Arap yarımadasında kızlara, eli silâh tutmayan çocuklara, yaşlılara ve kadınlara genellikle miras hakkı tanınmaz, yetimlere de babalarından kalan mal verilmezdi. Bazı yetim kızlar vasîleri tarafından evlendirilerek mehirlerine el konur, bazan da vasîleri sırf mallarına sahip olmak için onlarla evlenirlerdi.

Allah(c.c.), Kur’an-ı Kerim’de yirmi iki âyette yetimlerle ilgili meselelere temas etmiş ve yetimlere karşı iyi davranılması emretmiştir. Yetimliği bizzat yaşamış olan Hz. Peygamber birçok hadisinde yetimlerin haklarına riayet edilmesi üzerinde hassasiyetle durmuş ve ümmetine onlara iyilikte bulunmasını tavsiye etmiştir.

Yetimi İlk Koruyan Allah(c.c.)’dır

Hz. Peygamber(s.a.v.) dünyaya teşrif buyurmadan önce babası Abdullah’ın vefat etmesiyle yetim bir şekilde dünyaya gelmiştir. Allah(c.c.), yetim olan Hz. Peygamber(s.a.v.)’i korudu ve çeşitli vesilelerle O’na sahip çıkıp barındırdı. Nitekim bu husus Kur’an-ı Kerim’de şöyle ifade edilmektedir: “O seni yetim bulup barındırmadı mı?”(Duhâ,93/6).

Yetime İyilik Etmek ve Destekte Bulunmak

Korumaya, kollanmaya ve yardım edilmeye muhtaç olan yetime gösterilecek şefkat, rahmet ve iyilikte bulunmak onun gönül dünyasında sevgi ve iyilik tohumlarının yeşermesi ve yaşadığı topluma bu güzel hasletlerle bakmaya ve hizmet etmeye çalışacaktır. Çünkü yetim bulunduğu yaş ve konum itibariyle pozitif duygulara ve desteğe ihtiyaç duymaktadır. Allah(c.c.) yetime iyilikte bulunulması, destek olunması ve onun incitilmemesi hususunda şöyle buyurmaktadır: “Hani, biz İsrailoğulları’ndan, “Allah’tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese güzel sözler söyleyeceksiniz, namazı kılacaksınız, zekatı vereceksiniz” diye söz almıştık. Sonra pek azınız hariç, yüz çevirerek sözünüzden döndünüz.”(Bakara, 2/83); İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin…”(Bakara, 2/177); Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: Hayır olarak ne harcarsanız o, ana-baba, akraba, yetimler, fakirler ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak ne yaparsanız, gerçekten Allah onu hakkıyla bilir.”(Bakara, 2/215); “Bir de sana yetimleri soruyorlar. De ki: “Onların durumlarını düzeltmek hayırlıdır. Eğer onlara karışıp (birlikte yaşar)sanız (sakıncası yok). (Onlar da) sizin kardeşlerinizdir…”(Bakara, 2/220); “O halde sakın yetimi ezme!”(Duhâ, 93/9).

Hz. Peygamber(s.a.v.) yetime iyilikte bulunulması, destek olunması ve onun incitilmemesi hususunda şöyle buyurmaktadır: “Allahım! Ben yetimin ve kadının, bu iki zayıf insanın hakkını ihlâl etmekten insanları şiddetle sakındırıyorum” (İbn Mâce, “Edeb”, 6); Bir defasında şahadet parmağı ile orta parmağını birleştirerek, “Yetimi koruyup gözetenle cennette böyle yan yana olacağız” (Buhârî, Talâk 25, Edeb 24); “Bir kimse sırf Allah rızası için bir yetimin başını okşarsa, elinin dokunduğu her saç teline karşılık ona sevap vardır.” (Müsned, V, 250; Ebû Dâvûd, “Edeb”, 121),

Yetim Malını Yememek

Yetim olarak kalmışların vefat etmiş babalarından mal kalmış olabilir. İslam’dan önceki câhiliye döneminde yetimlere miras kalan mallar vb. şeyler verilmemekteydi. Yetim kalan kızların mehirlerine, vâsileri tarafından el konulur ya da onların mallarına el koymak için onlarla evlenirlerdi. İslam gelişiyle, inanç, ibadet, ahlak gibi çeşitli alanlarda bir düzenleme yapıldığı gibi, yetimlerin mali haklarıyla ilgi hak ve adalet ilkesi kapsamında bir düzenleme yapıldı. Bu düzenleme de, yetimlerin mallarını rüşd çağına ulaştıklarında onlara verilmesi, yetimlerin mallarına zarar verecek şekilde dokunulmaması, zorla ve rızaları olmaksızın onların mallarına sahip çıkılmaması, onların lehinde olacak şekilde mallarında vâsisi veya vekili tarafından tasarrufta bulunabileceği fakat aleyhinde yapılan tasarrufların uygun olmayacağı ve geçersiz olacağı ve mehir ve mallarına sahip çıkmak için yetim kızlarla zorla evlenilemeyeceği veya evdirilemeyeceği şekildedir. Allah (c.c.) yetim malları hakkında Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: “Yetimlere mallarını verin. Temizi pis olanla (helâli haramla) değişmeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin. Çünkü bu, büyük bir günahtır.”(Nisâ, 4/2); “Yetimleri deneyin. Evlenme çağına (büluğa) erdiklerinde, eğer reşid olduklarını görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (ve mallarını geri alacaklar) diye israf ederek ve aceleye getirerek mallarını yemeyin. (Velilerden) kim zengin ise (yetim malından yemeğe) tenezzül etmesin. Kim de fakir ise, aklın ve dinin gereklerine uygun bir biçimde (hizmetinin karşılığı kadar) yesin. Mallarını kendilerine geri verdiğiniz zaman da yanlarında şahit bulundurun. Hesap görücü olarak Allah yeter.” (Nisâ, 4/6); “Rüştüne erişinceye kadar, yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın, verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü söz (veren sözünden) sorumludur.”(İsrâ, 34/17); “Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, ancak ve ancak karınlarını doldurasıya ateş yemiş olurlar ve zaten onlar çılgın bir ateşe (cehenneme) gireceklerdir.” (Nisâ, 4/8); “Kadınlar hakkında senden fetva istiyorlar. De ki: Onlar hakkında size fetvayı Allah veriyor.” Kitapta, kendilerine (verilmesi) farz kılınan (miras)ı vermediğiniz ve evlenmek istediğiniz yetim kızlara, zavallı çocuklara ve yetimlere adil davranmanıza dair, size okunmakta olan âyetler de bunu açıklıyor. Ne hayır yaparsanız şüphesiz Allah onu bilir.”(Nisâ, 4/127)

Yetime İkram Etme ve İkrama Teşvik Sosyal Dindarlığın Ölçüsündendir

İslam’da ibadetlerin toplumsal yönü bulunmaktadır. Sosyal alanda, ifasıyla olumlu, yerine getirilmemesiyle olumsuz anlamda iz bırakmaktadır. Yetimleri koruyup gözetmek, onlara ikramda bulunmak ve doyurmaya teşvik etmek toplumsal etkisi ve yönü olan ibadetlerdendir. Allah(c.c.) yetimlerin koruyup gözetilmesi hususunda şöyle buyurmaktadır: İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere iman edenlerin; mala olan sevgilerine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, (ihtiyacından dolayı) isteyene ve (özgürlükleri için) kölelere verenlerin…”(Bakara, 2/177); “Miras taksiminde (kendilerine pay düşmeyen) akrabalar, yetimler ve fakirler hazır bulunurlarsa, onlara da maldan bir şeyler verin ve onlara (gönüllerini alacak) güzel sözler söyleyin.”(Nisâ, 4/8); “Yahut şiddetli bir açlık gününde kendisiyle yakınlığı olan bir yetimi yahut yerde sürünen bir yoksulu doyurmaktır.”(Beled, 90/14); “Hayır, hayır! Yetime ikram etmiyorsunuz.” (Fecr, 89/17)

Sonuç olarak, yaşadığımız toplumda bulanan yetimlere dinimiz İslam’ın gösterdiği şeklinde sahip çıkmak, onları barındırmak, azarlamamak, onların mallarını rüşd çağına vardıklarında onlara vermek, zorla mallarına sahip olmaya çalışmamak, rızaları olmaksızın evlendirmemek,  onları doyurmak ve doyurulmasına teşvik etmek ve Müslümanların yerine getirmesi gereken toplumsal bir ibadet ve dindarlık göstergesidir. Babasının veya annesinin olmaması yönüyle bir kanadı kırık konumunda olan yetim ve öksüzlere sahip çıkmak, onları korumak ve himaye etmek topluma kazandırmak Müslümanların dikkat etmesi gereken önemli bir husus ve vazifedir.

Yazan : Mahmut YILDIZBAŞ / Siverek İlçe Müftüsü

📆 31 Mayıs 2020 Pazar 12:55   ·   💬 0 yorum   👀 2.460 kez okundu   ·   Yazdır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR

GAZETELERİMİZ

SİVEREK HEDEF GAZETESİ 26 EYLÜL 2020 www.siverekgazeteleri.com
SİVEREK HEDEF GAZETESİ 25-09-2020 CUMA  www.siverekgazeteleri.com

SİVEREK'TE HAVA

İSTANBUL

RÖPORTAJLAR

ANKET

Sitemizi nasıl buldunuz?

Sonuçları görüntüle

Yükleniyor ... Yükleniyor ...

BAĞLANTILAR